? 9. Sayı | Karadeniz Dergi

DİN HİZMETLERİNİN SOSYAL HAYATA ETKİSİ: KAYSERİ ÖRNEĞİ

Yrd. Doç. Dr. Hasan YAVUZER

ÖZET

Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren Kayseri İl Müftülüğü ile bu müftülüğe bağlı ilçe müftülüklerinin yerine getirmiş oldukları hizmetler değerlendirilmiştir.

Müftülüğün yapmış olduğu hizmetler cami içi ve cami dışı olmak üzere iki ana kategoride toplanmaktadır. Cami içi hizmetlerin ibadet ve vaaz-irşat ağırlıklı, cami dışındaki etkinliklerin hac-umre, fetva, ihtida, cenaze ve Kuran kurslarındaki eğitim öğretim alanında yoğunlaştığı görülmektedir. Bunlardan ayrı olarak televizyon programları, konferans, panel, sempozyum gibi sosyal ve kültürel ağırlıklı etkinlikler de cami dışında yapılan faaliyetler olarak dikkat çekmektedir.

Yapılan değerlendirmede pek çok özelliği ile ülke gündeminde yer bulan Kayseri’nin bu özellikleri kazanmasında Kayseri’deki din hizmetlerinin de önemli katkısı olduğu sonucuna varılmıştır.

Tam Metin:
9.3.

ÇUKUROVA FIKRA ANLATMA GELENEĞİNDE YEREL FIKRA TİPİ: KARAKÜLAH HOCA FIKRALARI

Prof. Dr. Erman ARTUN

ÖZET

Sanat ürünleri toplumun yapısından soyutlanamaz. Bunlar toplumsal ilişkilerden doğan ürünlerdir. Her toplumun kendine özgü dünyası vardır. Bu dünyanın birikimleri sanat ürünlerinde dile getirilir. Türk halk mizahı halk fıkralarında zengin bir görünüm sergiler. Fıkralar Türk halkının sağduyusu ve iğneleyici özellikleri birleştirilerek ortaya çıkmıştır. Bu fıkralarda Türk halkının mizaha bakışını, engin hoşgörüsünü görürüz. Fıkralar, toplum ve insan ilişkilerini irdeleyen olaylara ayna tutup yansıtan yönleriyle işlevseldir.

Sayıları çok olmasına rağmen Çukurova fıkra anlatma geleneği içerisinde yer alan Karakülah Hoca fıkralarının çoğu açık saçık olduğu için kâğıda aktarılamamıştır. Karakülah Hoca fıkraları bu özelliklerinden dolayı yetişkin çevrelerinde anlatılmaktadır. Bunlar yerleşik düzene geçmiş göçer kültürünün izlerini taşır. Bu fıkralar yöre insanının ruh ve düşünce dünyasının yansımalarıdır.

Tam Metin:
9.1.

YAPILANDIRMACI FEN EĞİTİMİNDE TAMAMLAYICI ÖLÇME DEĞERLENDİRME UYGULAMALARINDAN PERFORMANS TEMELLİ DEĞERLENDİRMENİN ÖNEMİ

Elif DENİZ

Prof. Dr. Fitnat KAPTAN

 

ÖZET

Günümüzde bilimin büyük bir ivmeyle ilerlemesi ve hızlı teknolojik gelişmelerden doğan ihtiyaç, fen eğitimine bakışa ve eğitim programlarında değişiklikleri gerektirmiştir. Yenilenen fen ve teknoloji öğretimi programıyla birlikte bilimsel süreç becerileri, fen-teknoloji-toplum ilişkisi ve önemi öne çıkmıştır. Yeni program, yapılandırmacı ve sorgulayıcı yaklaşıma göre baştan düzenlenmiş; öğrenme alanları, kazanımlar, ünite ve konu içerikleri, ölçme- değerlendirme yöntemleri yapısalcılığa göre oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu durumda; eğitimin en önemli parçalarından olan ölçme ve değerlendirmede de, geleneksel sonuç odaklı yöntemlerin yanı sıra süreç temelli değerlendirme yaklaşımları programa dâhil edilmiştir. Bunlar tamamlayıcı ölçme değerlendirme yöntemleri olarak bilinmektedir.

Bu makale; yapılandırmacı öğrenme kuramına göre oluşturulmuş fen ve teknoloji eğitiminde tamamlayıcı ölçme değerlendirme uygulamalarından olan performans temelli değerlendirme ve rubrik (dereceli puanlama anahtarı) kullanımının öneminin vurgulandığı bir derleme çalışmasıdır. Performans temelli değerlendirme yapabilmek için performans hedeflerinin belirlenmesinin önemine ve performans konularının oluşturulmasına yönelik önerilere değinilmiştir. Bunun yanında, performansın puanlanması ve değerlendirmesi amacıyla düzenlenebilecek rubrikler örneklerle genel olarak açıklanmış, eğitimcilere önerilerde bulunulmuştur. Aynı zamanda, performansa yönelik değerlendirmenin olumlu ve sınırlı yönleri üzerinde durulmuştur.

Tam Metin:
9.2.

ÇUKUROVA HALK KÜLTÜRÜNDE SÜPÜRGE İLE İLGİLİ İNANIŞLAR VE UYGULAMALAR

Yrd. Doç. Dr. Refiye Okuşluk ŞENESEN

ÖZET

Süpürgeyle ilgili inanışlar, uygulamalar, adet ve gelenekler; Anadolu’nun her yerinde karşımıza çıkmaktadır. Süpürge, halk arasında bazen uğuruna inanılan bazen de uğursuzluk getiren bir nesne olarak kabul edilir. Geçiş törenlerinden doğum, evlenme, ölümde, günlerle ilgili inanışlarda, misafir ağırlamada, halk meteorolojisi, halk hekimliğinde süpürgeyle ilgili birçok uygulama vardır.

Çukurova halk kültürü de süpürge çevresinde gelişen inanışlar ve uygulamalar açısından oldukça zengindir. Çalışmamızda Çukurova’dan derlenen süpürgeyle ilgili inanışlar ve uygulamalardan örnekler verilecek, toplanan malzeme, kullanım yerlerine göre tasnif edilecek, bu uygulamaların tahlilleri yapılmaya çalışılacaktır.

Tam Metin:
9.4.

RUS ŞÖVALYESİ N. GUMİLYOV’UN İSTANBUL DURAĞI

Yrd. Doç. Dr. Reyhan ÇELİK

Öğr. Gör. Renata AKTAŞ

ÖZET

10. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul eden Ruslar için Bizans imparatorluğu ve Konstantinopol gerek dini gerekse kültürel açıdan bir merkez olmuştur. Ancak 1453’de Bizans imparatorluğunun yıkılması ve Konstantinopol’ün  “İstanbul” olması ile kültür şehirleri yok olmuştur. Bu dönemden sonra Rus yazarlar ve şairler gerek gezi notları gerekse farklı türdeki eserlerde İstanbul’u farklı bakış açılarıyla dile getirmişlerdir.

Rus edebiyatının şövalyesi kabul edilen ve Akmeizm akımının kurucusu,“Gümüş Çağ”ın ünlü ozanlarından N.Gumilyov (1886-1921) egzotik ve mistik öğelerle dolu eserler vermiştir. “Gümüş Çağ”da doğuyu keşfetme düşüncesindeki birçok yazar ve şair gibi N. Gumilyov da birçok kez Afrika ülkelerine yolculuk yapar. Bu yolculuklar Gumilyov’un gerek yaşam felsefesinde gerekse dünyaya bakışında önemli bir etken olmuştur. Bu yolculuklarının önemli bir durağı olan İstanbul’da bulunmuş ve bu şehrin kendisinde yarattığı duyguları gerek gezi notlarında gerekse şiirlerinde dile getirmiştir. Nitekim tamamen İstanbul üzerine yazdığı ve hüznün hakim olduğu “Konstantinopol” adlı şiiri bu bağlamda büyük önem taşır.

Bu çalışmamızda Gumilyov’un  “Konstantinopol” adlı şiirinde yer verdiği İstanbul’a nasıl bir bakış açısı ile yaklaştığını çözmeye çalışacağız.

Tam Metin:
9.5.

NÂİLÎ’NİN İMAJ DÜNYASI VE GAZELLERİNDEKİ YANSIMALARI

Arş. Gör. Fettah KUZU

ÖZET

Yaşadığı toplumun bir parçası olan her sanatçı gibi Nâilî de içerisinde yaşadığı topluma ait kültürel ve edebî özelliklerle yoğrulmuş ve geleneksel şiir sanatının imkânları ile sanatçı gücünün ortaya koyduğu kendine mahsus hayallerini şiirlerinde dile getirmeye çalışmıştır.

Nâilî, gazellerinde yer alan özgün hayallerini dile getirirken sıradan unsurların sıra dışı kullanımlarından faydalanmıştır. O, Birbirleriyle tezat oluşturan kavramlardan uyum elde etmek, soyut olanı somut olanla veya somut olanı soyutla betimlemek, duyusal anlamda birbirinin tavsifinde ilgi kurulması imkânsız olan unsurları birleştirmek ve bütün bunlar vasıtasıyla okurunda geniş ufuklar açıp farklı bakış açıları geliştirmek hususunda kalemini ustaca oynatmayı becerebilen bir şairdir. Nailî’nin, şiirlerinde kullanmış olduğu alışılmadık bağdaştırmaları, her okurda farklı örneklerde farklı görüntüler meydana getiren bir özellik arz etmektedir.

Bu çalışmada Nâilî’nin divanındaki gazeller incelenerek, şairin ortaya koyduğu imaj dünyasındaki farklılıklar/geleneksel imajları farklı kullanımları? tespit edilmeye çalışılacaktır.

Tam Metin:
9.6.

POSTMODERNİST ORTAMIN SANATÇI VE SANAT ÜRETİMLERİNİN DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜMÜ ÜZERİNE SOSYO-KÜLTÜREL ETKİLERİ

Dr. Sibel KILIÇ

 

ÖZET

Sosyo-kültürel ortamda önemli değişime yol açan Postmodern  politikanın önemli etki alanlarından biri de, sanatçı ve onun ortaya koyduğu ürünlerdir. Bu çalışmada, Postmodern politikanın en önemli araçlarından biri olan, kapitalist ekonomi politikası ve kitle iletişim araçları ile sanatın metalaşmaya uygun bir etkinliğe dönüşüp dönüşmediği ve sanatçının ürününü ortaya koyarken, hareket alanına etki eden sebepler, ortaya çıkan ürünün kime/kimlere ya da neye hizmet ettiği konularının açılımları, eleştirel bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Ayrıca Postomodernist ortama zemin hazırlayan terminolojik çelişkiler analiz edilerek, düşük sanat ortamına yaptığı etkilerin önemle üzerinde durulmuş, kültür, sanat ve siyasi ortamda “manipülatif etkilere yol açan” postmodernizmin temel dinamolarını oluşturan terim ve kavramların açılımları yapılarak bu terim ve kavramların terminolojik algı yanılsamalarına dikkatler odaklanmak istenmiştir. Kültür endüstrisi üreticileri tarafından, “iletişim”, “popüler kültür”, “kitle kültürü” ,“yaşam stili” ve “tüketim”  kavramları bilinçli bir şekilde gerçek anlamları dışına taşırılarak, topluma lanse edilmiş, bu sayede tüketim çılgını bir toplum oluşturulurken, estetik değer ölçütleri zayıflamış ve bunun sonucunda yoz bir kültüre zemin hazırlamıştır. Nitekim, bu çalışmanın alanına yapacağını umulan katkı; kültür, sanat ve politik ortamda farkında olmadan hazırlaşmış ya da hazırlaştırılmış kalıplar halinde sunulan ve toplum tarafından irdelemeden kabul gören bu kavramların, yanıltmacı algılarına, eleştirel gözle yaklaşmak ve ilgili kavramların manipülatif etkilerini ortaya çıkarmaktır. Çünkü ilgili terim ve kavramlar, profesyonel “kültür endüstrisi tasarımcıları” tarafından kullanılan oldukça etkin ve güçlü silahlar olup, gerçek anlam ve ifadelerinden uzaklaştırılarak topluma, amaçlanan kitle kültürünü enjekte etmek için, birer araç olarak kullanılmaktadır. Böylece toplumun sosyo-kültürel, politik ve estetik yapısına bazen dolaylı bazen ise dolaysız yönden negatif etki ederek, milli kültür, sanat ve ideolojik dokusunda tahribatlara yol açmaktadır. Modernist dönemin baskın ideolojik kutupları, kapitalist ve sosyalist düşünceler arasında var olan kuramsal bir mücadeleyi de beraberinde getirmişken post modernist periyotta bu tür düşünce kutupları etrafında şekillenmiş olan ideolojiler anlamlarını yitirmiş olmasına rağmen kapitalist ideoloji görünürden uzaklaşarak görünmez etkin bir formata bürünmüştür. Bu bağlamda bu çalışmanın ana vurgularından birisi, postmodernizm, bilinen ve kabul edilen düşüncenin aksine, kapitalizmin ideolojisinden arınmış, salt iktisadi bir kapitalizm olduğudur.  Bahsi geçen iktisadi kapitalist yaklaşımların kavramsal araçlarına algı ve dikkatlerin yoğunlaştırıldığı bu çalışmada kitle bilinci güçlendirilmeye çalışarak uzun vadeli çözümler arama yoluna gidilmiştir.

Tam Metin:
9.7.

SARIKAMIŞ’IN NÜFUS ÖZELLİKLERİ

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin SARAÇOĞLU

ÖZET

Sarıkamış, Kars iline bağlı, Erzurum-Kars karayolu üzerinde yer alan bir ilçe merkezidir. Bu makalede 1927’den başlayıp 2009 yılına kadar olan dönemde Sarıkamış ilçesinin demografik gelişimi incelenmiştir. 1927’de 35.336 kişi olan toplam nüfus, 1955’te 79.779’a kadar yükselmiş,  2009 yılında ise 49.413 kişiye kadar inmiştir. Sarıkamış nüfusunu cinsiyet ve yaş bileşimi bakımından değerlendirdiğimizde ilçe merkezinde, askeri bir yerleşme olmasından dolayı, bütün sayım dönemlerinde erkek nüfus fazlalığı vardır. 2009 nüfus verilerine göre nüfusun %35’i çocuk, %59’u yetişkin, %6’sı da yaşlı nüfustan oluşmaktadır. 1940’da %24 olan şehirsel nüfus, 2009’da %36’dır. Gerek kırsal nüfus, gerekse şehirsel nüfusta bir azalma söz konusudur.

Tam Metin:
9.8.

ANADOLU, TATAR (KAZAN) VE BAŞKURT TÜRKLERİNİN MASALLARINDA İNSAN YEME (YAMYAMLIK) MOTİFİ

Yrd. Doç. Dr. Gülhan ATNUR

 

ÖZET

Açlık, dinî-sihrî veya tıbbî sebeplerden ortaya çıktığı ifade edilen insan yeme, mit, masal, efsane, destan, inanış vb. halk bilimi ürünlerinde de bulunmaktadır.

Masallar, bu konuyla ilgili motiflerin sıklıkla kullanıldığı halk anlatılarındandır. İnsan, dev, cadı vb. tarafından gerçekleştirilen insan yeme eylemiyle ilgili motifler, S. Thompson’un Motif Index of Folk-Literature adlı katalogunda çoğunlukla G. Devler başlığı altındadır. Fakat eserdeki diğer başlıklarda da yamyamlıkla alakalı motiflere rastlamak mümkündür.

Bu makalede, ilk olarak insan yeme ve Türk halk biliminde insan yemeyle ilgili unsurlar hakkında bilgi verilecektir. Daha Thompson’un Motif Index of Folk-Literature adlı katalogu dikkate alınarak Türkiye, Başkurdistan ve Tataristan’da yayımlanan bazı masallarda insan yeme ve buna bağlı motifler tespit edilmeye çalışılacaktır.

Tam Metin:
9.9.

OSMANLI DÖNEMİNDE KARADENİZ BÖLGESİNE DEMİRYOLU İNŞA TASARILARI

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin KALELİ

ÖZET

19. yüzyılda, karalardaki zenginlik kaynaklarının milletlerarası pazarlara sevk edilmesi için, demir yolları yaygınlaşmaya başladı. Bizim için bir kalkınma ve gelişme sorunu olan demiryolu meselesi, büyük sermaye gerektirmesi yanı sıra, güçlü devletlerin de çıkar çatışmalarını ilgilendiren,   milletlerarası problemlerle birlikte anılmaktaydı.

Osmanlı topraklarının bazı bölgelerine,  Avrupalı güçlerce demiryolları yapılırken, Karadeniz limanlarından Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Mezopotamya, Basra Körfezi ve Hazar ötesi pazarlara tren hatlarıyla ulaşabilmek için projeler geliştirildi. Karadeniz bölgesine demiryolları meselesi, sadece yerli devlet adamları ve yazarlarca ele alınmayıp, Süveyş Kanalı’nın 1869’da açılmasından önce, bölgenin stratejik önemi, çağın İngiltere gibi emperyalist ülkelerinin dikkatini çekmişti. Çünkü Ümit Burnu’nu dolaşmadan Ön Asya ülkelerine ulaşmak kolaylaşacaktı.

Fakat çeşitli plan ve tasarlamalara rağmen, Karadeniz bölgesi yüzeli yıldır, özlenen demiryollarına kavuşamadı. Bu konu, Osmanlı’dan günümüze halen önemini korumaktadır.

Tam Metin:
9.10.

?